tepki
29/7/2006 (Kategori: Belirtilmemiş)
|
| ||
| ||
|
| ||
| ||
TÜRK ALİ BEY
Vatandaş "Türk ALİ" ALİ Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin
alarmıyla gözlerini açtı. Puffy yorganını kaldırdı. Hugo Boss pijamalarını
çıkarıp Adidas terliklerini giydi.WC'ye uğradıktan sonra banyoya geçti. Clear şampuan ve Protex sabunuyla duşunu aldı. Colgate ile dişlerini fırçaladı.Rowenta ile saçlarını kuruttu. Bill's gömleğini ve Pierre Cardin takımını giydi.Lipton çayını içti. Sony televizyonda medya özetlerini ve flashhaberleri izledi.Citizen kol saatine baktı. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai otomobiline bindi. Blaupunkt radyosunu açarak, rock müziği buldu. Ağzına bir Polo şeker attı . Şehrin göbeğindeki Mega Center'daki ofisine varınca, Casper bilgisayarını calıştırdı. Microsoft Excel'e girdi.
Ofisboy'dan Nescafe'sini istedi.Saat 10.00'a doğru açlığını yatıştırmak için Grissini yedi. Öğlen Wimpy's Fast Food kafeterya ya gitti. Ayak üstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdi. Camel sigarasını yakıp Star gazetesini karıştırdı. Akşam-üzeri iş çıkışı Image Bar'a ugrayıp JB'sini yudumladı, sonra köşedeki Shopping Center'a uğradı. Eşinin sipariş ettiği Persil Supra deterjan, Ace çamaşır suyu, Palmolive şampuan, Gala tuvalet kağıdı , Sprite gazoz ve Johnson kolonyayı
alarak kasaya yanaştı.Bonus kartıyla faturayı ödedi. Hafta sonu eşi Münevver'le Galleria 'ya giden ALİ Bey, Showroom'lar dolaşıp Kinetix ayakkabı, Lee Cooper blue jean satın aldı. Akşam evde bir gazetenin verdiği TV Guide'a göz atan ALİ Bey,kanallar arasında zapping yaparak, First Class, Top Secret, Paparazzi gibi programlar izledi.
Aynı anda Outdoor dergisini karıştırdı.Saat 22.00'ye doğru Show' da Türk dili üzerine panel başladı. Uykusu gelen ALİ Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti. "Ne mutlu Türk'üm diyene!" diye gerindi ve uyudu.
Hala da uyuyor.....
Borcun vadesi
İyi yürekli bir vezir, yoksul ve muhtaçlara devlet hazinesinden borç para veriyor, borç alanlar, “Bunu ne zaman geriye ödeyeceğiz?” diye sorduklarında, “Padişahımız ölünce ödersiniz.” diye cevap veriyordu.
Bu duruma şahit olan bir adam bir gün padişaha, “Efendimiz sizin veziriniz devletinizin hazinesinden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyor. Demek ki niyeti kötü, sizin bir an önce ölmenizi istiyor, siz ölünce de paraları zimmetine geçirecek.” diye gammazladı. Bu ihbar üzerine padişahın vezirine karşı kalbi bozuldu. Kendisini huzuruna çağırıp söylenenlerin doğruluk derecesini ve maksadının ne olduğunu sordu. Vezir sıradan bir vezir değildi. Görevinin dışındaki birtakım incelikleri de biliyordu. Padişahı yatıştıran ve yüreğini ferahlatan şu açıklamada bulundu:
“Padişahım, söylenen doğrudur. Ben hazineden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyorum. Ama bunu sizin ölmenizi değil, tersine daha çok yaşamanızı istediğim için yapıyorum. Bilirsiniz ki her borçluya borcunun vadesi kısa gelir, vade dolmasın diye bakar, bunun için dua eder. Bu demektir ki borçlarını siz ölünce verecek olanlar, borçlarının vadesi dolmasın diye sizin ölmemeniz için dua edeceklerdir. Allah katında en makbul dualardan biri de borç altındaki kullarının duasıdır. Benim de maksadım ömrünüzün uzunluğu, sağlık ve afiyetinizdir.”
| İçinde olduğun ânı yaşa! |
|
Şu gerçeği unutmayın! Tek önemli vakit vardır; içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir. Çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur. Zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez. Zamanın kaybolduğunu bilenler, en çok hüzün duyanlardır. Hayatımız kaybedilen fırsatlarla doludur. Aslında iyi kullanılacak olsa, ömür hiç kısa değil. En büyük tasarruf, zamandan yapılandır. Gereği gibi kullansa, neler başarmaz insan. En uyarıcı şey zamandır... Zamanın ne işe yaradığını, insan, zamanı kalmadığında anlar. Bir fırsat doğmuşsa, onu hemen yakala. Bir saat sonrası için bile bir güvencemiz yokken, bir gün yaparım diye onu sakın sonraya bırakma! Bir anda insanın içinde çakan bir iyilik ışıltısı, gerçekleştirme imkanı varken meyvesini vermezse kişilik de zedelenir. Onu gerçekleştirmek mümkün olmaya da bilir. İşçinin hakkını, alnının teri kurumadan ver! An’ın büyük değeri, “artık geç” olduğu zaman gündeme gelir. “Zamanı değil artık, geçti. Heyhât! Size vaat edilen şey ne kadar da uzak...” (Müminûn, 23/36 |
| Kalbini Tut, Umutlarına Tutun. |
|